ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİCİLER VE ORTAKLAR: YETKİNİN ÇERÇEVESİ, SORUMLULUĞUN SINIRLARI

ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİCİLER VE ORTAKLAR: YETKİNİN ÇERÇEVESİ, SORUMLULUĞUN SINIRLARI

Anonim şirket, Türk Ticaret Kanunu’nda en sıkı şekilde düzenlenen ve aynı zamanda yönetim biçiminde en fazla esneklik sunan şirket türlerinden biridir.

4 dakika okuma
Yazar: Av. Onur PUĞ

ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİCİLER VE ORTAKLAR: YETKİNİN ÇERÇEVESİ, SORUMLULUĞUN SINIRLARI

Anonim şirket, Türk Ticaret Kanunu’nda en sıkı şekilde düzenlenen ve aynı zamanda yönetim biçiminde en fazla esneklik sunan şirket türlerinden biridir. Fakat bu esneklik, hukuki ve cezai sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Özellikle yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürler için “imza atmak”, çoğu zaman “sorumluluk altına girmek” demektir. Anonim şirketlerde en zarif tabir ile bu sorumluluk: devredilebilir.

Latince’de delegatus non potest delegare denir: “Yetki devreden, devrettiği yetkiyi başkasına devredemez.” Anonim şirkette yetki devri yapılabilir; ancak kanunun izin verdiği sınırlar içinde ve usulüne uygun yapılmazsa, sorumluluk yine devredende kalır.

  1. Yönetim Kurulunun Temel Sorumluluğu – TTK m. 553

TTK m. 553/1:

“Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanun veya esas sözleşme ile kendilerine yükletilen görevleri kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.”

Buradaki actus contrarius (ortadan kaldıran/ aykırı eylem) kusur karinesi içermez; yani kusurun ispatı, iddia edene aittir. Ancak uygulamada, yönetim kurulu karar defteri, iç yönergeler ve tescil edilmiş görev dağılımları kusur ispatını kolaylaştıran veya zorlaştıran en kritik belgelerdir. O halde karar defterleri başta olmak üzere ne imzalandığına özen gösterilmesi gerekir. Bu aşamada ilgili defterleri genellikle mali müşavirler noter/imza süreçleri açısından takip ettiğinden onlar ile kurulan iletişime özen gösterilmelidir.

  1. Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri – TTK m. 367, 370, 373

TTK m. 365 uyarınca yönetim ve temsil yetkisi, esas itibarıyla yönetim kuruluna aittir. Ancak TTK m. 367 şunu söyler:

“Esas sözleşme veya yönetim kurulu iç yönergesi ile, yönetim ve temsil yetkisi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devredilebilir.”

TTK m. 370/2:

“Temsil yetkisi esas sözleşmede veya yönetim kurulunun kararıyla sınırlanabilir; bu sınırlamalar, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ancak ticaret siciline tescil ve ilan edilmişse ileri sürülebilir.”

TTK m. 373 ise temsil yetkisinin devrinin tescil ve ilanla üçüncü kişilere karşı bağlayıcı hale geldiğini açıklar. Kısıtlama ve devirler mümkündür.

Uygulama Örnekleri:


-Parasal sınır: “500.000 TL üzerindeki sözleşmeler için yönetim kurulu kararı gerekir.”
- Konu bazlı yetki: “İhracat işlemleri Genel Müdür (A)’nın, yurtiçi satışlar Genel Müdür Yardımcısı (B)’nin yetkisindedir.”

-Bölgesel yetki: “Ege Bölgesi şube açma yetkisi üye (C)’de, diğer bölgeler üye (D) uhdesindedir.”

Bu tür tescilli sınırlamalar, ileride “benim yetkim dahilinde değildi” 
(not my Job?) savunmasına dayanak olabilir.

  1. Genel Müdürün Konumu ve Sorumluluğu

Genel müdür, kanunen zorunlu bir organ değil, yönetim kurulunun atadığı profesyonel yöneticidir. Yetki devri ile belirlenen sınırlar içinde, devredilen konularda yönetim kurulu üyesi gibi sorumlu olur. TTK m. 553/2:

“Yetki devri hâlinde, devreden yönetim kurulu üyesi, devrettiği görev alanı dışındaki konulardan sorumlu tutulamaz.”

Genel müdür seçilirken hem 553 hen basireti iş insanı olma gereği özen yükümlülüğüne uymak gerekir.

Ancak kamu borçlarında durum yine farklıdır. AATUHK m. 35 ve VUK m. 10 gereği, kanuni temsilci sıfatı taşıyan genel müdür, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçlarının tamamından şahsi malvarlığı ile sorumlu olabilir.

Latince’de qui sentit commodum, sentire debet et onus: Menfaatten yararlanan, külfete de katlanır. Genel müdürlük makamı, yetki ile birlikte mali sorumluluk da taşır.

  1. Cezai Sorumluluk Boyutu

TTK m. 549–551’de sayılan suçlar (gerçeğe aykırı beyanda bulunma, izinsiz halktan para toplama, belgelerde sahtecilik) doğrudan cezai sorumluluk doğurur. Görev dağılımı burada kurtarıcı değildir; nulla poena sine culpa (kusur olmadan ceza olmaz) ilkesi gereği, ilgisiz olduğunu ispat eden kurtulur, ancak bu ispat yükü ağırdır.

Özel mevzuatlar (SPK, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasası Mevzuatı) yönetim kurulu üyelerine ve genel müdürlere ilave cezai riskler de yükleyebilir.

  1. Ortakların Sorumluluğu

Anonim şirkette pay sahipleri, sadece taahhüt ettikleri sermaye bedelini ödeme yükümlülüğü altındadır. TTK m. 329 bu ilkeyi açıkça düzenler. Yönetim kurulu üyesi olmadıkları sürece, kamu borçları dâhil şirket borçlarından şahsen sorumlu olmazlar.

  1. Risk Yönetimi ve Proaktif Önlemler

-Görev ve yetki dağılımını yazılı ve açık şekilde yapılarak; ticaret siciline tescil edilmesi.

-Yönetim kurulu kararlarını usulüne uygun deftere işleyin, karşı oy gerekçelerini zapta geçirmek (TTK m. 390/4).

-Yetki devri yaparken, devralan kişinin niteliklerini ve mali durumunu, liyakatını( kanayan yaramız) gözetin (culpa in eligendo – seçimde kusur).

-Kamu borçları bakımından ödeme takvimlerini izleyin; ihmal, şahsi malvarlığınıza uzanabilir. 
- Nasıl olsa af çıkar demeyin, af kapsamını veya tarihini ön görmek mümkün değildir.

  1. Sonuç

Anonim şirket, görev dağılımı ve yetki devri imkânları sayesinde yöneticilik sorumluluğunu sınırlamaya en elverişli yapıdır. Ancak bu sınırlar yalnızca yazılı, tescilli ve ilan edilmiş düzenlemelerle geçerlidir.

Praemonitus praemunitus – Önceden uyarılan, önceden silahlanmıştır. Anonim şirkette yetki üstlenirken, sorumluluk alanınızı milimetrik belirleyin ki, ileride “bu benim görevim değildi” dediğinizde elinizde sadece sözünüz değil, hukuken bağlayıcı belgeniz de olsun.

Bu konuyla bağlantılı diğer hukuki değerlendirmeleri inceleyin.