Yabancı Şirketler İçin Türkiye: Şube, İrtibat Bürosu veya Şirket
Pick Your Poison1
Bir sebeple Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen yabancı bir şirketin ilk kararlarından biri, hangi hukuki yapının seçileceğidir. Seçenekler de üç ile sınırlıdır: şube, irtibat bürosu veya Türkiye’de ayrı bir şirket.
Hangisi ? Yanıt ihtiyaca göre değişiyor, hangisinin daha iyi olduğundan önce Türkiye’de ne yapılmak istendiğinin belirlenmesi gerekir.
İngilizcede zor seçenekler arasından tercih yapılması gereken durumlarda kullanılan güzel bir ifade vardır: Pick your poison. Yabancı yatırımcı açısından küçük bir yazım hatası yapıp Pick your position demek daha doğru olabilir. Seçeneklerden biri her şirket için mutlak olarak daha iyi değildir; yabancı şirketin Türkiye’de hangi hukuki pozisyonda yer almak istediğine ve hangi faaliyetleri yapacağına bakılmalıdır.
Türkiye’de doğrudan satış yapılacak, sözleşmeler kurulacak ve ticari gelir elde edilecekse şube veya ayrı bir şirket kurulması; Türkiye pazarı araştırılacak, tedarikçiler denetlenecek, ürünler tanıtılacak veya ana şirket adına koordinasyon sağlanacaksa irtibat bürosu kurulması tercih edilebilir.
Türk hukukunun yabancı yatırımlara dair yaklaşımı 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu m.3/a içerisinde kısa şekilde özetlenir:
Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe; 1- Yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir. 2- Yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidirler. Güzel cümleler.
Kanun yabancı yatırımcı bakımından genel bir izin sistemi kurmak yerine yatırım serbestisi ve millî muamele esasını kabul etmektedir.
1. Yabancı Şirketlerin Türkiye’de Şube Açması
Yabancı bir şirket Türkiye’de yeni ve bağımsız bir şirket kurmaksızın kendi merkezine bağlı bir şube üzerinden ticari faaliyet gösterebilir. Şube, yabancı ana şirketten ayrı bir tüzel kişilik değildir; ana şirketin Türkiye’deki uzantısıdır. Bununla birlikte Türkiye’de ticari faaliyette bulunabilir, sözleşmeler kurabilir, personel çalıştırabilir ve gelir elde edebilir.
Yabancı şirketlerin Türkiye’de şube açmasının temel düzenlemesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.40/4’tür:
Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
Yabancı şirketin Türkiye’de şube açabilmesi için Türk bir ortağa ihtiyacı bulunmaz. Türk hukuku şube bakımından yerli ortak şartı getirmemiştir. İstenen temel unsurlardan biri, Türkiye’de yerleşim yeri bulunan tam yetkili bir temsilcinin atanmasıdır. Bazı ülkelere göre ülkemizde bu şart oldukça yumuşak bir geçiş sağlar, illa da Türk ortağın olacak %x hissesi olacak diretmesi yoktur. Yalnızca Muhatap bulacak bir temsilci olsun şartı vardır. Yabancı yatırımcı bakımından şirket ortaklığına girmeden Türkiye’de doğrudan faaliyet gösterebilmek bu yapının önemli taraflarından biridir.
Şubenin ticaret unvanı da ana şirkete göre pozisyonunu netçe ortaya koymalıdır. TTK m.48/3 bu konuda ayrı bir hüküm içerir:
Merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
Şube Ayrı Bir Şirket midir?
Hayır. Şube, ana şirketten ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir ve bu yönüyle Türkiye’de limited veya anonim şirket kurulmasından ayrılır. Fakat ayrı tüzel kişiliğinin bulunmaması şubenin ticari faaliyette bulunmasına engel değildir.
Ticaret Sicili Yönetmeliği m.118 şubeyi, bağlı olduğu ticari işletmeden bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yer olarak tanımlar. Yabancı şirket Türkiye’de doğrudan ticaret yapmak istiyor ancak bunun için ayrı bir Türk şirketi oluşturmak istemiyorsa şube bu nedenle güçlü seçeneklerden biridir.
2. Şube Açılması Yabancı Yatırım Sayılır mı?
Evet. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu m.2, doğrudan yabancı yatırım kavramı içerisinde yeni şirket kurulması ile şube açılmasını birlikte saymaktadır. Bu nedenle yabancı şirket şubesi yalnızca ticaret siciline ilişkin bir tescil işlemi değildir; doğrudan yabancı yatırım mevzuatının da içindedir.
Kuruluş tamamlandıktan sonra yükümlülükler de sona ermez. Kanun kapsamındaki şirket ve şubelerin E-TUYS üzerinden ( yabancılar için bildirimlerin yapıldığı sistemlerden biri)yatırımcı, faaliyet, sermaye ve ilgili değişikliklere ilişkin çeşitli bilgi ve bildirim yükümlülükleri bulunmaktadır. Güncel Yönetmelik sistemi, bazı değişikliklerin doğrudan elektronik ortamda güncellenmesini de öngörmektedir.
Bu noktaya kadar anlatılanlar şube kuruluşunun yalnızca bir ticaret sicili başvurusundan oluşmadığını gösteriyor. Ana şirket kararının hazırlanmasından temsil yetkisinin kapsamına, yabancı belgelerin Türkiye’de kullanılabilir hale getirilmesinden tescil ve sonrasındaki bildirimlere kadar birbiriyle bağlantılı işlemler bulunuyor.
Şairin söylemek istediği de biraz bu: ticaret siciline gidilecek, birkaç belge verilecek ve şube açılacak diye düşünerek sürece başlanabilir; fakat karar ve yetki belgeleri hazırlanırken dahi sonradan sorun yaratabilecek noktalar vardır. İşlemlerin başından itibaren Türkiye’de bir avukat tarafından takip edilmesi bu nedenle anlamlıdır.
3. Yabancı Şirketlerin Türkiye’de İrtibat Bürosu Açması
Her yabancı şirket Türkiye pazarına doğrudan satış yaparak girmek istemeyebilir. Şirket önce pazarı araştırmak, potansiyel müşteri veya iş ortaklarıyla görüşmek, Türkiye’de üretici ve tedarikçi bulmak, mevcut tedarikçilerini denetlemek, ürünlerini tanıtmak veya daha büyük bir yatırım öncesinde ülkeyi ve iş yapma biçimini görmek isteyebilir. Bir anlamda derinliği görmeden balıklama atlamak istemeyebilir. Bu durumda şube veya şirket yerine irtibat bürosu daha uygun olabilir.
4875 sayılı Kanun m.3/h yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlerin Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak şartıyla irtibat bürosu açabilmesine imkan vermektedir. Yönetmelik m.6 aynı sınırı tekrar eder:
Bakanlık, yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni vermeye ve bu izinlerin süresini uzatmaya yetkilidir.
İrtibat bürosunun sınırını belirleyen ifade ticari faaliyette bulunmamak kaydıdır. Şube ile irtibat bürosu arasındaki belirgin üç farkın özeti: süre sınırlamaları, ticaret yapılmaması, farklı izin prosedürüdür diyebiliriz. İrtibat bürosunun da yabancı ana şirketten ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaz. Bu yönüyle şubeye benzer; ancak şubeden farklı olarak Türkiye’de ticari faaliyette bulunamaz.
4. İrtibat Bürosu Ne Yapabilir?
İrtibat bürosunun ticari faaliyet yapamaması, Türkiye’de pasif şekilde duran bir ofisten ibaret olduğu anlamına gelmez. İzin verilen faaliyetler yabancı şirketin Türkiye ile ciddi bir ticari ilişki altyapısı kurmasına imkan sağlayabilir.
Yönetmelik kapsamında irtibat bürosu; pazar araştırması, yabancı şirketin ürün ve hizmetlerinin tanıtımı, temsil ve ağırlama, Türkiye’deki tedarikçilerin kalite ve standart açısından kontrolü ve denetimi, tedarikçi temini, teknik destek, haberleşme ve bilgi aktarımı ile bölgesel yönetim merkezi faaliyetleri için kullanılabilir. Yönetmelik bu faaliyetlerin bir kısmı için süre uzatım rejimini de ayrı ayrı düzenlemektedir.
Türkiye’den ürün tedarik eden yabancı şirketler açısından bu yapı işlevsel olabilir. Örneğin ABD merkezli bir şirket Türkiye’deki üreticilerden ürün satın alıyor, üretim ve kalite süreçlerini yerinde takip etmek, yeni tedarikçiler bulmak ve ana merkez ile Türkiye’deki üreticiler arasında sürekli bir iletişim kurmak istiyorsa hemen ayrı bir ticari şirket kurulması gerekmeyebilir. Faaliyetin sınırları doğru çizildiği takdirde irtibat bürosu bu ihtiyacı karşılayabilir. Başka bir deyişle: sorunları USA gümrüğünde öğrenmek yerine, ürün daha yola çıkmadan Türkiye’de yerinde görmek isteyebilir.
Buna karşılık irtibat bürosu üzerinden Türkiye’de satış yapılamaz ve gelir getirici ticari faaliyet yürütülemez. Fiili faaliyetin izin kapsamı dışına çıkması halinde Bakanlığın denetim ve izin iptali yetkileri bulunmaktadır. Yönetmeliğin 8. maddesi izin kapsamı dışındaki faaliyetlerin tespiti halinde düzeltme süreci öngörmekte; yükümlülüklere uyulmaması halinde izin bakımından sonuçlar doğurabilmektedir.
5. İrtibat Bürosu Nasıl Kurulur?
Şube ile irtibat bürosunun kuruluş usulleri birbirinden farklıdır. İrtibat bürosu bakımından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde bir izin süreci yürütülür. Güncel Yönetmeliğin 6. maddesine göre eksiksiz başvuruların başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içerisinde sonuçlandırılması öngörülmektedir. Yeni kurulmuş yabancı şirketler bakımından ise Bakanlık; şirketin faaliyet konusu, sermayesi ve çalışan sayısı gibi unsurları dikkate alarak, irtibat bürosuna faaliyet izni verilmesi için yabancı ana şirketin kendi ülkesindeki kuruluşunun üzerinden en az bir yıl geçmiş olması şartını arayabilir. Bu her başvuruda aranan zorunlu bir bekleme süresi değildir; Bakanlığa yeni kurulmuş yabancı şirketler bakımından tanınmış bir değerlendirme imkanıdır. Oldukça istisnai bir durumdur desek yanlış olmaz.
Yönetmelik m.7 başvuruda aranacak belgeleri de saymaktadır. Başvuru formu, irtibat bürosunun yapacağı işleri ve ticari faaliyet yürütmeyeceğini gösteren beyanname ( evet , fatura kesmeyeceğiz ve ticaret yapmayacağız yazıp imzalıyorsunuz), bunu imzalayan kişinin yetkisini gösteren belge, yabancı şirketin tasdik edilmiş faaliyet belgesi, faaliyet raporu veya bilanço ve gelir tablosu, büroyu yönetecek kişiye verilen yetki belgesi ve işlemler başka bir kişi tarafından yürütülüyorsa vekaletname başvuru dosyasının temel belgeleridir.
Yurt dışında düzenlenen belgeler açısından belgenin düzenlendiği ülkeye ve belge türüne göre apostil veya konsolosluk tasdiki ile Türkçe tercüme işlemleri gündeme gelir.
Bir de uygulamanın yazılı olmayan bence kısmı vardır. Dosyayı inceleyen idare, başvurunun niteliğine göre ek açıklama veya belge talep edebilir. Mevzuatta yazan belge listesini eksiksiz hazırlamış olmanız, uygulamada sizden başka hiçbir şey istenmeyeceği anlamına gelmeyebilir. Bence dediğimiz kısım biraz da idarenin ve dosyayı inceleyen memurun mevzuatı yorumlama biçimidir. Biz böyle yapıyoruz veya bizde uygulama böyle gibi cümlelerle karşılaşabilirsiniz. Ülkemizdeki idari başvurular, yalnızca internet sitesindeki belge listesini tamamlamaktan ibarettir diyemeyiz.
Finansal alanlarda ise ayrıca bir ayrım vardır. Yönetmelik m.6 uyarınca para ve sermaye piyasaları, sigortacılık ve benzeri özel mevzuata tabi finansal alanlarda irtibat bürosu talepleri ilgili özel mevzuat çerçevesinde yetkili kurum veya kuruluş tarafından değerlendirilir.
6. İrtibat Bürosu Ne Kadar Süreyle Açılabilir?
İrtibat bürosu süresiz şekilde verilen bir kuruluş iznine dayanmaz. Yönetmelik m.8 uyarınca ilk başvuruda beyan edilen faaliyet kapsamında azami üç yıl süreyle izin verilebilir. Süre sonunda uzatma istenebilir; Genel Müdürlük bu talebi büronun geçmiş faaliyetleri, yabancı şirketin Türkiye’ye yönelik gelecek planı, mevcut ve öngörülen harcamaları ile istihdam edilen personel sayısını dikkate alarak değerlendirir. Pazar araştırması veya yabancı şirketin ürün ve hizmetlerinin tanıtımı amacıyla izin verilen irtibat bürolarının faaliyet süreleri uzatılmaz.
Faaliyetin türü süre bakımından doğrudan sonuç doğurur. Temsil ve ağırlama, tedarikçi denetimi ve temini, teknik destek ile haberleşme ve bilgi aktarımı faaliyetlerinde beş yıla kadar; bölgesel yönetim merkezi faaliyetinde ise on yıla kadar süre uzatımı verilebilir. Bu süreler otomatik olarak verilen uzatma süreleri değil, Genel Müdürlüğün değerlendirmesi sonucunda verilebilecek azami sürelerdir. Bu nedenle kuruluş başvurusunda faaliyet konusunun nasıl tanımlandığı yalnız ilk izin için değil, irtibat bürosunun Türkiye’de ilerleyen yıllarda devam edip edemeyeceği bakımından da sonuç doğurur.
7. Şube mi, İrtibat Bürosu mu?
Temel farklar şu şekilde özetlenebilir:
| İŞLEM | Şube | İrtibat Bürosu | Ayrı Türk Şirketi |
|---|---|---|---|
| Ana şirketten ayrı tüzel kişilik | Yok | NOPE | Var |
| Türkiye’de ticari faaliyet | Mümkün | NOPE | Mümkün |
| Fatura düzenleme | Mümkün | NOPE | Mümkün |
| Ticaret siciline tescil | Var | NOPE | Var |
| Bakanlık izin süreci | Yok | Var | Yok* |
| Personel çalıştırma | Mümkün | Mümkün | Mümkün |
| Pazar araştırması | Mümkün | Mümkün | Mümkün |
| Tedarikçi kontrolü ve denetimi | Mümkün | Mümkün | Mümkün |
| Faaliyet süresi | Süre sınırı yok | İzne ve faaliyet türüne bağlı | Süre sınırı yok |
| Türk ortak zorunluluğu | Yok | Ortaklık yapısı yok | Yok |
| Ana şirketle hukuki ilişki | Ana şirketin şubesi | Ana şirkete bağlı büro | Ayrı tüzel kişi |
* Faaliyet alanına göre özel izin ve düzenlemeler saklıdır.
Karar yalnız hangisinin daha ucuz veya hangisinin daha kolay kurulduğu sorusuna göre verilmemelidir. Türkiye’de satış yapılacaksa irtibat bürosunun daha hafif bir organizasyon olması bir fayda sağlamaz; irtibat bürosunun zaten bu faaliyet için kullanılması mümkün değildir. Buna karşılık yalnız Türkiye pazarını araştırmak ve tedarikçilerini yerinde takip etmek isteyen bir yabancı şirket açısından doğrudan ticari şube kurulması gereksiz yük yaratabilir.
8. Türkiye’de Ayrı Bir Şirket Kurmak
Üçüncü seçenek yabancı yatırımcının Türkiye’de doğrudan anonim veya limited şirket kurmasıdır. Şube ve irtibat bürosundan farklı olarak bu durumda yabancı ana şirketten ayrı bir Türk tüzel kişiliği meydana gelir. Tamamen duygusal sebepler ile biz anonim şirketi makul görüyoruz. Belirli bir sermayenin üzerindeki anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu olmasının bu görüşümüzle ilgisi olabilir.
Yabancı yatırımcının Türkiye’de şirket kurabilmesi için Türk bir ortak alması gerekmez. Şirketteki payların tamamı yabancı gerçek veya tüzel kişiye ait olabilir. Anonim şirket tek pay sahibiyle, limited şirket ise tek ortakla kurulabilir. TTK m.125/1 de şirketin hukuki konumunu kısa şekilde ortaya koymaktadır: Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.
Türkiye’de uzun vadeli ve kapsamlı faaliyet planlanıyorsa, belirli sayıda çalışan istihdam edilecekse veya ileride yeni ortakların alınması düşünülüyorsa ayrı şirket kuruluşu daha uygun hale gelebilir. Türkiye operasyonunun yabancı ana şirketten hukuken ayrı ve doğrudan ana şirkete isnat edilmeyecek bir yapı içerisinde yürütülmesi isteniyorsa, şube yerine ayrı bir şirket kurulması da tercih edilebilir.
9. Hangisini Seçmelisiniz?
Başlangıçtaki soruya dönersek tek bir cevap yoktur. Türkiye’de doğrudan ticari faaliyet göstermek isteyen bir şirket için şube, Türkiye pazarını araştırmak, yabancı şirketi temsil etmek, üretici veya tedarikçileri denetlemek ve yatırım öncesi hazırlık yapmak isteyen şirket için irtibat bürosu, Türkiye’de daha bağımsız ve kalıcı bir ticari organizasyon isteyen yatırımcı için ayrı bir Türk şirketi uygun hale gelebilir.
Seçim yapılırken yalnız kuruluş maliyetine bakmak yerine yapılacak ticari faaliyet, ana şirketin sorumluluğu, vergilendirme, çalışan sayısı, çalışma izinleri, sözleşme yapısı, yatırımın büyüklüğü ve Türkiye’de ne kadar süre faaliyet gösterilmesinin planlandığı birlikte değerlendirilmelidir.
Başka bir ifadeyle:
Pick your poison — or perhaps, your position.
Önemli olan üç seçenekten herhangi birini seçmek değil, Türkiye’de yapılacak işe uygun hukuki pozisyonu seçmektir.
Sonuç
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu yabancı yatırımcıların Türkiye’de doğrudan yatırım yapmasına izin vermekte ve yerli yatırımcılarla eşit muamele esasını kabul etmektedir. Aynı Kanun yeni şirket kurulmasını ve şube açılmasını doğrudan yabancı yatırım kapsamında saymaktadır.
Türk Ticaret Kanunu m.40/4 merkezi Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’de şube açabilmesini ve bu şubelerin yerli ticari işletmeler gibi tescil edilmesini düzenlemektedir. Ticari faaliyete başlamadan önce Türkiye pazarını incelemek veya ana şirket adına belirli faaliyetleri yürütmek isteyen yabancı şirketler için ise 4875 sayılı Kanun ve Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği irtibat bürosu modelini öngörmektedir.
Kuruluş aşamasındaki tercih, şirketin Türkiye’de hangi faaliyetleri yapabileceğini, ana şirketle olan hukuki bağlantısını, vergi ve bildirim yükümlülüklerini ve ileride yapılacak yatırımın yapısını etkiler. Öyle görünüyor ki, faaliyet modeli seçmeden bir avukattan daha detaylı bilgi almakta fayda var. Av. Onur PUĞ



